İNSANLAR CAN, AKP RANT DERDİNDE  
27.03.2020
138
Yazı Boyutu: A- A+

Çin’de ortaya çıkıp kısa süre içinde tüm dünyaya yayılan koronavirüs salgınında şu ana dek Türkiye’de 75 yurttaşımız yaşamını yitirdi. Tespit edilen koronavirüslü hasta sayımız ise 3 bin 629.

Tüm dünyayı tehdit eden koronavirüs salgınıyla başarılı bir mücadele süreci yürütebildiğimizi söylemek güç.

Bu süreci yönetemeyen AKP iktidarının, karar alma süreçlerinde geç kaldığını görüyoruz.

Özellikle sınır kapılarının kapatılması, umreden dönen yurttaşların önemli bir bölümünün karantinaya alınması, yüksek risk grubunda yer alan 65 yaş ve üstündeki yurttaşların sokağa çıkmasının engellenmesi, AVM’lerin kapatılması gibi konularda ne yazık ki geç kalındığı ortada.

Sınır kapılarından kaçak geçişlerin sürmesi, ülkemizde bulunan milyonlarca mültecinin durumuyla ilgili herhangi bir çalışmanın olmaması oldukça düşündürücü.

Bu süreçte alınan en doğru karar okulların çok hızlı bir şekilde tatil edilmesi olmuştur.

Hastalığı tedavi edecek aşının henüz geliştirilememiş olması nedeniyle, bugün yapılacak en önemli şey hastalığın yayılımını önlemek.

Sağlık Bakanı ve iktidarın diğer mensuplarının, insanların evlerinden çıkmaması konusundaki uyarılarına uymak bu bağlamda büyük önem taşıyor.

İnsanların evlerinde kalması, sosyal mesafeyi koruyup, fiziksel temastan kaçınması bu mücadelenin temelini oluşturuyor.

Bu nedenle sosyal yaşam alanları olan kafeler, sinemalar, restoranlar, tiyatrolar, spor merkezleri, berberler, güzellik merkezlerinin vs. kapatılması, temel ihtiyaçların karşılandığı market, bakkal gibi yerlerin çalışma koşullarının kurallara bağlanması doğru bir karardır.

Ancak, işyerleri kapatılan esnafın vergi, prim, kredi borçlarının ötelenmemesi, elektrik, su, doğalgaz faturalarının devlet tarafından karşılanmaması başka büyük sorunları beraberinde getiriyor.

Milyonlarca insanın işsiz olduğu ülkemizde, kapatılan, faaliyetlerine ara verilen işletmelerde çalışanların da işsizliğe, yokluğa mahkum edildiği bir süreç yaşıyoruz.

Sosyal devlet olmanın gereği halkın bu ihtiyaçlarına çözüm üretmektir.

Ancak şu ana dek devletin sosyal yanını ne yazık ki göremedik.

Ödenecek faturalar, vergiler dururken, insanlar zorunlu ihtiyaçlarını dahi karşılayamazken iktidar bu sorunlara çözüm bulmak yerine “evinizde kalın”, yani “aç kalın” deme kolaylığını tercih ediyor.

İktidar, bu yükün altına girmemek için bilim kurulunun önerdiği süreli sokağa çıkma yasağını ise uygulamamakta ısrar ederek hastalığın yayılmasına katkıda bulunuyor.

İnsanlar canının derdine düşmüşken, AKP iktidarı bir yandan da bu süreci kendi açısından fırsata dönüştürmeye çalışıyor.

Halka, emekçilere, sendikalara, sağlık çalışanlarına kulak tıkayan iktidar, yandaşları daha da zengin edecek adımlar attı.

Konut satışlarında alınabilecek kredi oranını yüzde 90’a çıkarıp birkaç yandaş müteahhidin yüzünü güldüren iktidar, İstanbul’u katledecek, halkın parasını betona gömecek olan ucube proje kanal İstanbul’un ihalelerini de yapmaya başladı.

Tüm belediyeler virüs salgınına karşı canla başla mücadele ederken, iktidar HDP’nin sekiz belediyesine daha kayyum atadı. Bu atamalarla şu ana kadar HDP’nin 3 büyükşehir, 1 il, 29 ilçe ve 3 belde belediye başkanı görevinden alınmış oldu.

20 yıldır görmediği hizmeti Ceyhan’a 11 ayda veren Belediye Başkanımız Kadir Aydar’ın mazbatası da AKP ve YSK’nın siyasi darbesiyle iptal edildi.

Belediyelere kayyum atamaları, belediye başkanlarının görevinden uzaklaştırılmaları açıkça halkın özgür iradesine ve demokrasiye vurulmuş bir darbedir.

 

İktidar virüsle mücadelede sürecinde ayrıştırma, ötekileştirme politikalarından da ödün vermedi.

Türk Tabipleri Birliği ve Türk Diş Hekimleri Birliğinden bilim kuruluna temsilci almayarak, kendi bildiğini okumaya devam eden iktidarın, konusunda uzman olan bilim insanlarının uyarılarına da kulak asmadığını görüyoruz.

Bu sürecin sonu ne yazık ki ülkemiz açısından çok da hayırlı görünmüyor.

İktidarlar halk için vardır, ancak iktidarın hala halktan yana değil, yandaştan yana yönetim anlayışıyla hareket etmesinin bedelini, ne yazık ki yine halkımız ödüyor.

İktidar, koronavirüsle mücadele sürecini fırsata çevirme anlayışından derhal vazgeçmelidir.

Gün, toplumun tüm kesimleriyle barışma, farklı seslere kulak verip onları anlamaya çalışma ve sorunları herhangi bir ayrım yapmadan el birliği ile çözme günüdür.

Şeffaf, hiçbir şeyi toplumdan saklamadan, samimi olarak hizmet etme günüdür.

İktidarı rant için değil insan canı için mücadeleye çağırıyoruz. 

Bu süreci en az zararla atlatabilmenin yolu, ulusal değerlere bağlı, toplumun tüm kesimlerini kapsayan, birleştiren, bilimsel verilere ve yaşamın her alanında üretimi esas alan bir yönetim anlayışını ivedi olarak tesis etmekten geçiyor.

Yönetim sistemlerinin, eğitim, sağlık, ticaret, sanayi, tarım gibi yaşamsal öneme sahip alanlarda uygulanan temel politikaların sorgulanacağı bir döneme giriyoruz.

Üretim seferberliği başlatıp, her alanda üretmek, üretenleri desteklemek ve dışa bağımlılığımızı bitirmek zorundayız.  

 

KRİZ ADANA YÖNETİMİ

  • CHP Adana İl Başkanlığı,
  • CHP Seyhan İlçe Başkanlığı, CHP Seyhan İlçe Kadın Kolları ve İlçe Gençlik Kolları,
  • CHP Çukurova İlçe Başkanlığı, CHP Çukurova İlçe Kadın Kolları ve İlçe Gençlik Kolları
  • CHP Yüreğir İlçe Başkanlığı, CHP Yüreğir İlçe Kadın Kolları ve İlçe Gençlik Kolları
  • CHP Sarıçam İlçe Başkanlığı, CHP Sarıçam İlçe Kadın Kolları ve İlçe Gençlik Kolları
  • CHP Adana İl Kadın Kolları
  • CHP Adana İl Gençlik Kolları